Friend Feed’de tanışmış, Facebook’ta hoşlaşmış, Msn’den âşık olmuşlardı Cengiz ve Vildan. 1 aylık online usulü sevdalarını nefes mesafesine dökmek istiyorlardı ama birbirlerini ürkütmemek için açık açık “Eee artık görüşelim anasını satayım!” diyemiyor hep imalarla iletişim kurmaya çalışıyorlardı. Çünkü ikisi de ilk maillerde “Online dünyadan yar olmaz kimseye, olsa olsa tek gecelik kaçamak olur.” zırvalığını savunmuş [...]
4–5 yaşlarında bütün cevapları bilecek kadar zeki bir kız. Çok da işveli zilli. Hem de bütün dikkatleri üzerine toplamak için sadece sarı lüle lüle saçlarını sağa sola savurması gerektiğinin farkında olacak kadar… Bilir ki bunu yapınca tüm gözler üzerinde. Sanki ağlayarak değil de kırıtarak açmıştı dünyaya gözlerini.
Hayatımızın her döneminde ‘ilk’lerin ayrı bir yeri vardır. O ‘ilk’ ister kötü, ister iyi bir anıya dönüşsün aklımızdaki yeri hep farklıdır. Sofya Ulusal Sanat Akademisi’nde profesör olarak görev yapan Mitko Dinev de Türkiye’deki ilk kişisel sergisini açarak yeni bir heyecana merhaba demeye hazırlanıyor.
Bu sabah siyah saçlarım iki yanıma düşmüştü. Seviyordum omuzlarımın üzerine oturup beni profilden izlemelerini. Açılsınlar, özgürce uçuşsunlar istiyordum bu asi rüzgârda; ama annem her zaman tedbirli bir kadın olduğu için önlemini almakta gecikmemiş birbirine bağlamıştı tel tel saçlarımı. Sevmezdi ayrı gayrı durmalarını.
Sıra dışı sesleri sıra dışı mekanlarda dinlemek sıra dışı bir etkinlik olurdu değil mi? Bu kadar ‘sıra dışı’ kelimenin ardından sıra dışı bir konser için gözlerinizi bana emanet etmeye hazır olun!