Büyüklere Masallar
Bir varmış diye başlayan masallar bir yokmuş diye biter mi hiç? Külkedisi “Yemişim prensini, nerede bu lanet olasıca ayakkabının teki!” der mi? Rapunzel’ in upuzun saçları yakışıklı şövalyesi şatoya çıkarken röfleden dolayı kopuverir ve Rapunzel ana avrat küfür eder mi? Pamuk prenses “Ne uğraşacağım ya! Burada yedi herif var, gerçi toparlasan anca 1 eder…” deyip yine de yakışıklı prens yerine cücelerden birine verir mi?
Masal ya bu, olmaz tabi. Ancak kahramanlar birbirine kavuştuysa, artık ebediyen mutlu olacaklarsa bitebilir. Siz hiç “Ve sevenler kavuşamamışlar birbirlerine… Onlar erememiş muradına…” gibi cümleler duydunuz mu dinlediğiniz masalların sonunda?
Fakat çok duymuşuzdur “Zaten beni hak etmiyordu gerizekalı herif!”, “Bütün kadınlar aynı abi ya, dırdır ve kapristen ibaretler” cümlelerini… Hayat ya bu, olur tabi. Kahramanlar her yere beraber giden, –tuvalet bile dahil olabilir- minnoşum, aşkitom gibi kendilerine has diller oluşturan ortak yaşam canlılarıyken dönüşüvermişlerse birer düşmana, ilişkinin tam da bitiş noktasındalar demektir. Ve duyamazsınız hiç birinin sonunda “Seni çok seviyorum ama biliyorum ki daha fazla mutlu olacaksın, bir gün diğer sevgilinle daha iyi sevişebilecek, belki boy boy bebekler yapabileceksiniz. Bu ilişkinin bitmesinde kendimi çok sorguladım, tabi sana da baktım. Yapamadık, canımız sağolsun… “ sözlerini… “Aaaa hiç de bile duydum da, söyledim de…” diyenler sorarım size; ne kadar sevdiniz bunu söylediğiniz insanı, ne kadar sevildiniz bunu söyleyen insan tarafından? Çoğunlukla her ilişkide yaşanabilen gereksiz nezaket göstergelerinden dolayı ezberlenmiş sözlere maruz kalmışsınız. Eee geçmiş olsun o zaman…
Konu hazır geçmiş olmaktan açılmışken geçmişlerden gelen masallar ve ilişkiler arasındaki inanılmaz benzerlik ve bu benzerliğin getirdiği farklılıkları duymak ister misiniz? Büyük ihtimal “Hadi abi yaaaa, ben neden düşünemedim bunu!” diyebilirsiniz… Demelisiniz de; yoksa siz yazardınız ben de okurdum…
İlkokuldan beri hepimizin bildiği o temel masal özelliklerinden başlıyorum çarpıcı açıklamalarıma…
1- Masallarda olağanüstü konular vardır:
Sanki hayatlarımızda yokmuş gibi… Ne olmuş masalın birinde çirkin bir cadı şekerden bir ev yapmışsa ve içine de Hansel ile Gratel’i atmışsa… Erkek de, kadın da aynı şeyi yapmıyor mu nasılsa? Mumlarla süslenmiş güzel odalara birbirimizi atıp aşkın avaz avaz çığlık atmasını sağlamıyor muyuz? Ne olmuş masalın birinde tahtadan bir adam yalan söylediği için burnu boyundan uzun olmuşsa? Çiftler de ilişki boyunca pembesinden, beyazından Allah hangi rengi verdiyse yalan söylememişler midir? İşte tam da burada başlıyor masallar ve ilişkilerin inanılmaz benzerliği; ikisi de olağandışı konularla başlıyor.
2- Kahramanlar gerçek üstü özelliklere sahip olabilir:
Düşündüm de şimdi “Yaaaa bu masal kahramanı ne kadar da gerçek üstü özelliklere sahipti” diyebileceğim bir kahramanım yok, içler acısı… Fakat gerçek üstü özelliklere sahip pek çok erkek arkadaşımı sayabilirim size. Aslında hepsi standartlara son derece uyan erkeklerken benim ilişki esnasında salgılamış olduğum hormonlardan dolayı bir Süpermen, bir Robin Hood olduklarını itiraf etmem lazım. Fakat al o hormonu, geriye ne gerçek kalır, ne de gerçek bir erkek…
3- Yer ve zaman belirsizdir:
Masalın geçtiği yerin asla net bir adresi yoktur. Hiç birinde de demezler “Kahramanlarımız Bebek Parkı’nda birbirlerini görüp delicesine vurulmuşlardır” diye. Aslında ilişkilerde de bir yer ve zaman karmaşası vardır. Kadın ve erkek sürekli ilk buluşma yer ve anını farklı anımsarlar. Hangisinin doğru söylediği de gerçekliğe değil, hangisinin daha baskın olduğuna göre değişir.
4- Her masaldan bir öğüt, bir ders çıkarılabilir:
Pamuk Prenses ve 7 Cüceler’den siz nasıl bir ders ya da öğüt çıkardınız bilmiyorum ama ben çocuk aklımla “Cadılardan elma almayacağım” demiştim. Ve her ilişkimin sonunda çıkardığım öğüt; “Heyecanlanmadan biriyle flört etmeyeceğim.”
Ha buna ne kadar uydum, ne kadar uyduk muamma silselesi…
5- Masallar kalıplaşmış bir tekerleme ile başlar:
Sanırım masalların en sevdiğim kısmı da burası. Yarı anlamlı yarı anlamsız söz dizeleri kulağımın kabarmasına neden olmuştur. Aslında düşünüyorum da tekerlemenin masalla hiç bir ilgisi yoktu. Misal: Bir varmış, bir yokmuş. Zaman zaman içinde, kalbur saman içinde. Deve tellal iken, horoz imam iken, manda berber iken, annem kaşıkta, babam beşikte iken… Ben babamın beşiğini tıngır mıngır sallar iken, babam düştü beşikten, alnını yardı eşikten… Annem kaptı maşayı, babam kaptı küreği, gösterdiler bana kapı arkasındaki köşeyi…” Başlayan masal da Kırmızı Başlıklı Kız. Hobaaaa, nerede kaldı deve, tellal nerede, manda hani berberdi? İlişkilerde böyle aslında. Eskittiğiniz ve şu anda yaşadığınız ilişkiye bakın, diğerinden ne kadar farklı başladı? Diğer sevgililerinize kurduğunuz cümle ya da kelimeleri ne kadar tekrar ettiniz. En başta söylediklerinizin şu an yaşadığınız ilişki ile ne kadar ilgisi var: “Sibel’cim senin için deliriyorum. Sen sürekli konuş, senin o güzel sesinden dinlediğim her şey yeryüzünün en güzel şeyi benim için.”
Tanışma evresi tamamlanıp da daha sık beraber olunmaya başladıktan sonra “Bir sus be kadın, bir sus be Sibel. Çık arkadaşlarınla alışveriş yap, dedikodu yap ama daha fazla beynimi mikme!” işte ilişkiler hikayenin devamı ile alakası olmayan anlam verilemeyen kelimeler öbeği ile başlar…
6- Masallarda olağanüstü karakterler (cinler, periler) bulunabilir:
O dinlediğim Peter Pan masalı yüzünden başıma açılmayan iş kalmamıştı mesela. Anımsayanlar bilir Peter Pan zibidisinin Tinkerbell adında güzeller güzeli bir perisi vardı. Ha sonra bir de aynı masal içerisinde Kaptan Kanca da vardı. Ve bu periler, cinler inler her zaman yol gösterirdi masal kahramanlarımıza. Düşünün bir ilişkiniz ne zaman dara düşse sizi ve sevdiğiniz insanı düşünüp sizleri bir araya getirmek isteyen arkadaşlarınız olmadı mı hiç? “Siz ayrılamazsınız, siz yumurtanın sarı ve beyazı gibisiniz.” Hö, iyi de onlar ayrı ayrıyken de güzeller be ablacım. Neyse konu bu değildi. Kendisine ara buluculuğu ya da çöpçatanlığı meslek edinmiş arkadaşlarınızın yanısıra sizlerin ayrılmasını isteyen arkadaşlarınız da olmuştur. Onlar da cadının alasıdırlar aslında. Bu arada cadı denen o şirret illa dişi olmak zorunda değildir, hemen dip not olarak belirtmek istiyorum.
7- Gerçeği süs olarak kullanan hayal ürünüdürler:
O kadın ya da o erkek artık senin ise gördüğünün aksine şeyler söylemeye başlarsın. “Ya sevgilim sendeki bu kalçalar var ya Jennifer halt etmiş.” “Aşkım o kadar yakışıklısın ki seninle sevişirken kendimi Angeline Jolie kadar şanslı hissediyorum.” Sen şimdi kime iltifat ettin a güzel ablam? Sen Anjelina kadar şanslı isen Anjelina da Tanrı kadar şanslı olmalı demek ki… İşte gerçek süsü verilmiş iltifat sözleri de bu kadar hayal ürünüdürler. O çiftler aslında gerçekten yoklardır, o çiftler ilişkilerini kendi zihinlerinde yaşamaktadırlar.
8- Masallar hep mutlu sonla bitebilir:
İşte masallar ve ilişkileri birbirinden tamamen ayıran temel madde de budur. Evet, olayın içerisinden çıkamadığınız sürece hala o insanı istediğiniz ve bazı bitişleri anlamadığınız sürece ilişkiler hiç mutlu sonla bitmez. Ama masallar her zaman mutlu sonla biter, belki biraz daha zaman versek o mutlu sonlara kim bilir ne kavgalar, kim bilir ne ayrılıklar yaşanır.
Fakat durduğunuz yeri değiştirdiğinizde ilişkilerin aslında mutlu sonla bittiğini bu maddenin de ilişkilerle ne kadar örtüştüğünü görebilirsiniz. Çünkü kötü sandığınız bitiş daha güzel bir ilişkinin başlangıç temelini atıyor olabilir. Bu nedenle henüz ölmedi iseniz masallarınız her zaman mutlu sonla bitecektir, her ne kadar zaman zaman argo sözlere müracaat etseniz de.
9- Masalın finalinde her zaman iyiler kazanır:
Hiç, bir cadının “Aldım lan, yakışıklı prens benim! Geberin Allah’ın kokoşları!” diye çığlık atıp prensle uzaklaştığını herhangi bir masal kitabında okudunuz mu? Hep tekmelenen, hep ezilen kötü insanlardır. – dur yahu, ne kadar da korudum kötüleri- Masalın sonunda işi yakışıklı prens ile pişiren bizim helal süt emmiş kızımızdır. Gerçek hayatta da aslında bu böyledir. Erkekler kötü kadınları her zaman daha çekici bulurlar, daha çok peşlerinde koşarlar. Kadınlarda da durum aynıdır aslında. Ama her iki cins de söz konusu evlillik olunca o insanların peşinde pervane oldukları günleri bir çırpıda silip prenses ya da prens gibi bebesine iyi bakacak zevceler arar. İşte bu noktada eğer amaç evlilik ise eğer amaç daha çok onore olmak ise kazanan iyilerdir.
Vesselam benzemektedir masal hayatlarımızın ilişki kesitlerine. Karışmaktadır masallar gerçek sandığımız olguların içine. İşte bu nedenledir ki “Onlar ermiş muradına sizler kalın benim yazımla başbaşa…”
Etiketler:büyükler için masal, büyüklere masal, kalembitijeyn, kırmızı başlıklı kız, masal, rapunzel





FriendFeed
Facebook
Twitter
desene yıllardır masal tadında yaşadık ilişkilerimizi