Eve döndüğümde artık suratımı ve ellerimi hissetmiyordum. Yol boyunca neler düşünmüştüm, yağmur insanı yalnız hissettiriyor. Birileri geliyor, birileri gidiyor. Sen ordasın hep, aslında sen hep yalnızsın. Kaç kişiyi çok sevdin bu zamana kadar, hangisi bitmedi? Kim gitse “bi daha asla” dedin, ne kadar sürdü? Boşver dedim kendi kendime o yüzden, sen kendini sev önce bir. [...]
‘İKİ KİŞİ, BİR YAZI, İKİ SON ÖZEL PROJESİ’ nin 2. yazısının orijinal halidir. Cesur Doruk On beş sene önce daha güzeldi buralar Yüz senelik binalar seksen beş yaşındaydı o zaman. Şimdi yüz senelikmiş gibi görünen üç beş senelik binalar dolu her taraf O zamanki sakız ağaçları yaşlandı şimdi Kurabiyenin kokuları aynı ama hala On beş [...]
‘İKİ KİŞİ, BİR YAZI, İKİ SON ÖZEL PROJESİ’ nin ilk yazısının orijinal halidir. Adil Gürpınar Günbatımından hemen sonra ortalık kararacak ve ay geceyi yine gökyüzüne taşıyacak. Şu gece lambasının yanmaya hazırlandığı soğuk vakitlerde cam kenarında bekleyen gözlerim yine seni arayacak. Ama yine gecikeceksin. Yine beni yalnızlık dolu hislere itip, sessiz bir odada öylece suskun suskun [...]
‘İKİ KİŞİ, BİR YAZI, İKİ SON ÖZEL PROJESİ’ nin 2. yazısıdır. Yazının orijinal hali Pazartesi günü yayınlanacaktır. Cesur Doruk On beş sene önce daha güzeldi buralar Yüz senelik binalar seksen beş yaşındaydı o zaman Şimdi yüz senelikmiş gibi görünen üç beş senelik binalar dolu her taraf O zamanki sakız ağaçları yaşlandı şimdi Kurabiyenin kokuları aynı [...]
İnsanız ve insan olmanın da sanırım gedikleri var. Onlar bizim açık noktalarımız. Programlama dilinde geçen ‘bug’lar gibi… “Kaçanın kovalanması, kovalananın kaçtıkça değere binmesi” çoğumuzun defalarca yaşadığı, yaşarken pek anlamasak da, sonradan hep onay verdiğimiz bir önerme. Doğru. Gönül kaçanı kovalıyor gerçekten.
‘İKİ KİŞİ, BİR YAZI, İKİ SON ÖZEL PROJESİ’ nin ilk yazısıdır. Yazının orijinal hali daha sonra yayınlanacaktır. Adil Gürpınar Günbatımından hemen sonra ortalık kararacak ve ay geceyi yine gökyüzüne taşıyacak. Şu gece lambasının yanmaya hazırlandığı soğuk vakitlerde cam kenarında bekleyen gözlerim yine seni arayacak. Ama yine gecikeceksin. Yine beni yalnızlık dolu hislere itip, sessiz bir [...]
Bundan uzunca bir zaman önce dedim ki; “Yazılan yazılar neden tek bir kişinin kalemine mahkum? O yazıyı birden fazla kişi şekillendiremez mi? Acaba yazacak kişi ben gibi mi şekillendirir yazıyı, yoksa hikayeyi ya da yazıyı bambaşka bir noktaya mı taşır?”
Hayatımızın her döneminde ‘ilk’lerin ayrı bir yeri vardır. O ‘ilk’ ister kötü, ister iyi bir anıya dönüşsün aklımızdaki yeri hep farklıdır. Sofya Ulusal Sanat Akademisi’nde profesör olarak görev yapan Mitko Dinev de Türkiye’deki ilk kişisel sergisini açarak yeni bir heyecana merhaba demeye hazırlanıyor.
Sıra dışı sesleri sıra dışı mekanlarda dinlemek sıra dışı bir etkinlik olurdu değil mi? Bu kadar ‘sıra dışı’ kelimenin ardından sıra dışı bir konser için gözlerinizi bana emanet etmeye hazır olun!
Kurulduğu yıl olan 2004’ten bu zamana beni en etkileyen müzik deneylerinden biridir Nouvelle Vague.