Aşk, birkaç kişilik bir oyundur
“Yalan dostum aşk diye bir şey yok, Aşk dediğin üç günlük eğlence, Bilemedin beş gün sürsün, Kapılıp da sürünen çooooooooooooooook !”
Son zamanlarda en sık dinlediğim şarkılardan birini sizlerle paylaşmak istedim.. Ses, müzik, klip.. Hepsi enfes bir uyum içerisinde.. Ergen yaşantısı bir klipte ancak bu kadar net ve güzel anlatılabilirdi.. Keyifle izlemeler..
Ekranda beliren yazı; “SON” Ve mutlu bitişe rağmen boğazımda oluşan o ağlama isteğinden önceki sert yutkunmalar… Duygu taşıyan bir kalbim olduğunu bir ağlamak üzereyken, bir de aşık olduğum zamanlar anlıyorum. Ne garip, ikisinde de canım epeyce yanıyor halbuki… Duygudan anladığım tek şey; acı çekmek mi yoksa?
“Kaybetmek için çok erken, Sevmek için de çok geç…”
“Yalan dostum aşk diye bir şey yok, Aşk dediğin üç günlük eğlence, Bilemedin beş gün sürsün, Kapılıp da sürünen çooooooooooooooook !”
‘İKİ KİŞİ, BİR YAZI, İKİ SON ÖZEL PROJESİ’ nin 2. yazısının orijinal halidir. Cesur Doruk On beş sene önce daha güzeldi buralar Yüz senelik binalar seksen beş yaşındaydı o zaman. Şimdi yüz senelikmiş gibi görünen üç beş senelik binalar dolu her taraf O zamanki sakız ağaçları yaşlandı şimdi Kurabiyenin kokuları aynı ama hala On beş [...]
‘İKİ KİŞİ, BİR YAZI, İKİ SON ÖZEL PROJESİ’ nin ilk yazısının orijinal halidir. Adil Gürpınar Günbatımından hemen sonra ortalık kararacak ve ay geceyi yine gökyüzüne taşıyacak. Şu gece lambasının yanmaya hazırlandığı soğuk vakitlerde cam kenarında bekleyen gözlerim yine seni arayacak. Ama yine gecikeceksin. Yine beni yalnızlık dolu hislere itip, sessiz bir odada öylece suskun suskun [...]
‘İKİ KİŞİ, BİR YAZI, İKİ SON ÖZEL PROJESİ’ nin 2. yazısıdır. Yazının orijinal hali Pazartesi günü yayınlanacaktır. Cesur Doruk On beş sene önce daha güzeldi buralar Yüz senelik binalar seksen beş yaşındaydı o zaman Şimdi yüz senelikmiş gibi görünen üç beş senelik binalar dolu her taraf O zamanki sakız ağaçları yaşlandı şimdi Kurabiyenin kokuları aynı [...]
Dido’nun sesini ilk duyduğumdan beri ‘O’nda özel bir şeyler olduğunu biliyordum. Sex&The City 2 için seslendirdiği Everything To Lose şarkısı ile beni bugün kendimden aldı. Sanırım bugün 100 kez dinlemişimdir. Tamam tamam biraz mübalağa var ama azıcık zorlasam kendimi işi gücü bırakıp bu dediğim sayıya çok rahat ulaşabilirim. Dilerim sizde de güzel hisler uyandırır bu [...]
Bu sabah neden bu kadar ciddi bir ağrı var ki başımın içerisinde? Beynimi becerircesine zonklatan, oradan oraya zıplayan ağrı da nereden çıktı? Offf nasıl da dağıtmışım yatağımı… Bunlar da neyin nesi? Bu kadar terlemeyi gerektirecek ne var ki? Yok artık, altıma kaçırmış olamam herhalde.
İnsanız ve insan olmanın da sanırım gedikleri var. Onlar bizim açık noktalarımız. Programlama dilinde geçen ‘bug’lar gibi… “Kaçanın kovalanması, kovalananın kaçtıkça değere binmesi” çoğumuzun defalarca yaşadığı, yaşarken pek anlamasak da, sonradan hep onay verdiğimiz bir önerme. Doğru. Gönül kaçanı kovalıyor gerçekten.